Hasan Yavaşlar

Özümüze dönelim mi?

Yayımlanma Tarihi

29 Mayıs, 2023

Düzenlenme Tarihi

29 Mayıs, 2023

Yazar Profili

Türkiye, demokrasinin gereği olarak sandığa gitti ve tercihini yaptı. Önce TBMM’deki temsilcilerini, 15 gün sonra da Cumhurbaşkanı'nı seçti. Seçileni, seçilemeyeni, oy kullananı ve görevlileri tebrik ederim.

Aylardır ülkenin tek gündeminin 'seçim' olduğu dayatıldı. Sorunlar ikinci plana itilip milli ve manevi duygularla propagandalar yapıldı. Bazen dozaj arttı, seviye düştü ancak süreç bir şekilde tamamlandı. Sandıktan bir tercih çıktı ve herkes bunu baş tacı yapmak zorunda.

Seçilen ve seçilemeyen siyasiler normal hayatlarına devam edecek. Halk ise gerçeklerle yüzleşmek, özüne dönmek zorunda.

Halk olarak asıl gündemimizin seçim olmadığını anlamamız biraz zaman alabilir. Tercih farklı olsaydı da çok şeyin değişmeyeceğini anladığımızda belki geç olacak. Ancak bu ülkede seçim bir gündemdi ve asla tek gündem maddesi değildi.

Seçim sathına girmeden hemen önce iliklerimize kadar hissettiğimiz ekonomik sorunlar ortadan kalkmadı. Üstelik seçim ekonomisinin yansıması henüz görülmedi. Seçimi bir vatan-millet meselesi haline getirmek isteyen siyasiler amacına ulaştı ve bundan sonrası, bu oyuna gelenleri ilgilendiriyor.

Antalya bir tarım ve turizm kenti. Turizmin istihdam boyutu işsizliği önlediği gibi, ekonominin biraz da olsa canlanmasına neden oluyor. Bu da kent ve ülke ekonomisine önemli katkıda bulunuyor.

Ancak Antalya, bilinenden çok daha fazla bir tarım kenti. Örtüaltı başta olmak üzere pekçok tarım ürünü burada yetişiyor. Türkiye’yi doyurduğu yetmiyor, başta Avrupa olmak üzere Dünya’nın her yerine ihracat yapılıyor. O yüzden ekonominin durumu ne olursa olsun ihracat rekorları kırılıyor.

Rekorlar kıran bir sektörde sorunların istikrarlı bir şekilde devam etmesi ve azalmaması bundan sonraki asıl gündem olmalı. Sektörün önemli kalemlerinden gübrede dışa bağımlılık nedeni ile fiyatları dizginleyememenin çözümü araştırılmalı. Tohum ıslahı konusunda kısa sürede gelinen nokta önemli ancak yeterli değil. Türkiye tohum başta olmak üzere, fide, sera ekipmanları gibi tarımın temel girdileri konusunda dışa bağımlılıktan bir an önce kurtulmalı.

Yeterli miktarda toprağı, güneşi, suyu ve işgücü olan bir ülkede tarımın bu kadar dışa bağımlı olmasının normal olmadığını artık kabul etmeliyiz.

Ülkemizin özellikle iç Anadolu bölgesi tahıl ambarıydı. Ancak şu anda ihtiyaç duyulan tahılı ithal etmek zorunda kalıyoruz. Tahıl koridoruna evsahipliği yapmak önemli ve alkışlanmalı. Ancak ülkemizden geçen tahılı üreten Ukrayna’nın savaş koşullarında bu üretimi yaptığını ve Dünya’yı doyurduğunu düşünerek nerede yanlış yaptığımızı sorgulayabilmeliyiz.

Teşviklerin doğru verilmesi halinde bile ülke tarımının önemli mesafe katedeceğini rahatlıkla öngörebiliyoruz. Seçim de bittiğine göre, artık gerçeklerle yüzleşmeliyiz. Her alanda radikal adımların atılması bekleniyor ancak tarım ülke gündeminin ilk maddelerinden biri olmak zorunda.

Bunun için de döviz üzerinde oluşan baskının azalması, finansmana olan erişimin kolaylaştırılması, ihracatçıların rekabetçiliğini olumsuz etkileyen döviz kurlarının gerçek değerine gelmesinin sağlanması, enerji ve girdi maliyetlerinin gerçek değerine dönmesi sağlanabilir. Daha da çok adım atılabilir. Bunun için hükümetin bir an önce kurulması ve gerçek gündemimize dönmemiz gerekiyor.

Bir ülke için eğitim ve sağlık stratejik önem taşır. Ancak tarım hayati önemdedir ve asla ihmal edilmeye gelmez.